Farklı pencereden
bakarak,farklı yerler görerek ama aynı şeyleri hissetmeye
çalışarak,bambaşka kitaplarda bambaşka insanlar tanıyarak belki de
farklı satırlar da farklı karakterler de aynı şeyleri düşünerek
yaşıyorduk hayatlarımızı.Hep bir tamam olma isteğiyle başladığımız
hayatlarımız savrulan yapraklar gibi devam ediyordu yaşamaya.Belki
Londra sokaklarında pirelenmiş kimse tarafından sevilmeyen ve insanların
acıyarak baktığı bir köpektik.Belki de sıcacık şömine karşısında sahibi
tarafından evin baş köşesinde ağırlanan bir köpek neydi bunları bu
derece farklı kılan?Peki hangisi olmak isterdik?Hiç bilinmedik yerlere
gidip bütün antikacıları dolaşamaz mıydık?Kullanılmış fakat eskimemiş
birikmiş,el değdikçe değer kazanmış bir gramafon kendimi bunların daha
önce sahiplerini düşünmekten alıkoyamazken yılların yıpranmışlığı onu
daha da değerli kılıyordu.Taş plaklar gözüme çarptı ne kadar da
nostaljik bir koku vardı buranın içerisinde sararmış bir kitaba doğru
uzanıyordu ellerim sanki hissetmek istercesine sanki orada yıllardır
benim dokunuşlarımı bekliyormuş gibi bakıyordu.
Kitap kokuları hep güzel olmak zorunda mı yıllar geçse de o koku hep kalsa.Antikacıdan çıkıp ilerlerken bir kahve molası iyi gelir diye düşünüp oturabiliriz bilinmedik yerlerimizden birine.Yoldan geçen tanımadık yüzlere bakmak hoşuna mı gidiyordu seninde evet hoş tanınmadık hissi.Sanki koskoca şehir senin esaretin altındaymışçasına özgür geziyorduk sokaklarda.Şehrin orta yerinde koskoca bir saat çıkmıştı karşımıza ona inat zamanı unutarak devam ettik yolumuza.Bir pencere perdesi uçuşan, minik bir ev maviye boyanan.İşte bu evde kalabiliriz yolculuğumuzun bir kısmında.Belli bir yere ait olmama fakat her yeri hissetmek nasıl bir duygu.Tahta kapıyı aralamakla birlikte eskimiş döşemelerden gelen rutubet kokusu ve bir takvim duvardan bize bakıp sene 1975 diyor.Artık bir değerim kalmadı ya da ben çok seneler gördüm dercesine.Evin arka tarafından hoş bir koku geliyor minik dökük evin arka bahçesi çiçeklerle dolu her çeşit her renk çiçek ve ev sahibinin pişirdiği tarçınlı kek kokusu adeta büyülüyordu.Kahve tarçınlı kek ve çikolata eşliğinde gezi devam ediyordu nerede miydik?Bilinmeyende..
ZST. 07.01.2013
Kitap kokuları hep güzel olmak zorunda mı yıllar geçse de o koku hep kalsa.Antikacıdan çıkıp ilerlerken bir kahve molası iyi gelir diye düşünüp oturabiliriz bilinmedik yerlerimizden birine.Yoldan geçen tanımadık yüzlere bakmak hoşuna mı gidiyordu seninde evet hoş tanınmadık hissi.Sanki koskoca şehir senin esaretin altındaymışçasına özgür geziyorduk sokaklarda.Şehrin orta yerinde koskoca bir saat çıkmıştı karşımıza ona inat zamanı unutarak devam ettik yolumuza.Bir pencere perdesi uçuşan, minik bir ev maviye boyanan.İşte bu evde kalabiliriz yolculuğumuzun bir kısmında.Belli bir yere ait olmama fakat her yeri hissetmek nasıl bir duygu.Tahta kapıyı aralamakla birlikte eskimiş döşemelerden gelen rutubet kokusu ve bir takvim duvardan bize bakıp sene 1975 diyor.Artık bir değerim kalmadı ya da ben çok seneler gördüm dercesine.Evin arka tarafından hoş bir koku geliyor minik dökük evin arka bahçesi çiçeklerle dolu her çeşit her renk çiçek ve ev sahibinin pişirdiği tarçınlı kek kokusu adeta büyülüyordu.Kahve tarçınlı kek ve çikolata eşliğinde gezi devam ediyordu nerede miydik?Bilinmeyende..
ZST. 07.01.2013
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder