15 Nisan 2013 Pazartesi

ROBOTLAŞMIŞ İNSANLARIN İMPARATORLUKLARI



      İnsanoğlu yeryüzüne indiğinden beri birileri doğuyor ve birileri hayatına son veriyor. Hırsları için kendi kardeşini öldüren Kabil'den beri bu böyle devem etmekte.Hala da devam ediyor.Her doğan insan sanki sonsuza dek yaşayacağım hayaline kapılıyor.Bir süre sonra bu son buluyor, Azraille karşılaşana kadar.Ne kadar ölüm haberi duyarsa duysun kendi sonunun da bir gün geleceğini düşünmüyor.Hangi birimiz düşünüyoruz ki?Onun için ben insanları imparatorluğa benzetiyorum.Her birimiz kendi başına imparatoruz.Herkes tek başına iktidar olmanın peşinde.Bütün dünyayı bizim sanıyoruz.O kadar ki doyumsuzlaşıyoruz.Ne kadar genişlerse topraklarımız bir o kadar daha istiyor nefsimiz.İmparatorluğumuz var ama bunun başında biz oturmuyoruz sadece oturduğumuzu zannediyoruz..Sonra bütün bu yalanlara kendimizde Bu imparatorluğun asıl başı kim biliyor musunuz? NEFİS.Hepimizin nefsi biz ise onun kölesi olmuşuz.Onu doyurmaya,tatmin etmeye çalışıyoruz, poh pohluyoruz, egolarımızı patlayıncaya kadar şişiriyoruz fakat o kadar büyük ki doldurdukça doluyor bitmek bilmiyor inanmaya başlıyoruz.Ölümü,yanlışı,gerçekleri,adaleti unutuyoruz.Hele şu gerçekler insanoğlunun en çok korktuğu şeylerden birisi GERÇEKLERLE YÜZLEŞME KORKUSU.Zamanla egoist,bencil bir kişiliğe bürünüyoruz farkında olmadan.Aslında kendimizle bile yüzleşemez hale geliyoruz.Kabul etmiyoruz gerçekleri zaten öz eleştiri diye bir kavram yok olmuş.Sonsuzluğa kenetlemişiz beynimizi kurulu robotlar gibi yaşıyoruz.Teknoloji harikası robot insanlar.Tüm canlı reaksiyonları gösteriyor fakat ruhu hareketleri,düşünceleri robotlaşmış.Bildiğin kurulmuş sanki.Sadece belleği ''BEN'' kelimesine odaklanmış.Hangi konu olursa olsun bu robot türünün en sevdiği ilişki ÇIKAR İLİŞKİSİdir.Zaman onu bu hale getirmiş.Etrafındakileri görmez oluyor.Allah ona sapasağlam iki göz vermiş ama bu onu kullanmak istemiyor.Bakar körlerden oluyor.''DUYARSIZLAŞMA'' bir diğer adı da.Gördüğü gerçekleri aldırmıyor, haksızlıklarda hiç sesini çıkarmıyor,dilsizlik yanı da var bu robotların.Sadece nefisleriyle konuşuyorlar.İnsan robotlar geri kalan zamanda dilsiz,kör,hatta kendinden istenilen her hangi bir yardımda sağır hale geçebiliyor.Ayarlanmış bunların hepsi.Farkındalıktan korkuyorlar,gerçeklerden,doğrulardan...Onlar için tek doğru nefislerinin emrettiğidir.Etrafına bakmaktan,doğruları görmekten hatta bence en aciz yanı sevmekten yoksun bir köle.
    Sevgi kavramı da ne yazık ki diğer kavramlar gibi yok oluyor.Kendimizden bir haber büyük bir yokluğa giden aciz köleleriz biz.Sevgi bu kavramın yok olması insanlığın sonu gibi geliyor bana ama öyle değilmiş meğer.Sevgisini yitirmiş,benliğini,kişiliğini kaybetmiş ve hala yaşayan robotlar mevcut hatta çoğunluk böyle.İlk gözünü açtığında anne sevgisini gördü.Zaman ilerledi büyüdü,aşık oldu,hüsrana uğradı beşeri sevgiyi de kaybetti.Elinde hiç bir şey kalmayınca sadece kendini sevmeye başladı.Buda onu robot hale getirmede en büyük etkenlerden biri oldu.O kadar çok hayal kırıklığına uğradı ki.En yakınlarının robotlaştığını görmek.Gözün görüyor,elin tutuyor,dokunuyorsun,hissediyorsun,kalbin belki de milyonlarca parçaya bölünüyor ama bu onu görmüyor.Çünkü o kör,sağır ve dilsiz.Buna müdahale edemiyorsun,yapabileceğin hiçbir şey yok.En sevdiklerini,en yakınlarını,beraberken belki de en güzel anlarını geçirdiklerini insan böyle kaybediyor işte.Göz göre göre,yavaş yavaş,acıyı en içinde hissederek.Sonunda bir bakmışsın yapabilecek hiçbir şey kalmamış,çoktan değişmiş her şey.Hiç bir şey düşündüğün,hissettiğin gibi değilmiş meğer.Sen bu dünyada hep tekmişsin doğduğun andan beri.Durum böyle olunca ilk başlarda yıkılıyorsun tabi daha sonra ayağa kalkıyorsun milyon parçaya bölünen kalbini o kadar sağlam hale getirmek istiyorsun ki.Bir daha kimse kıramasın.Japon Uhusundan da etkili bir yapıştırıcıyla birleştirmek istiyorsun ama nafile.Eskisi gibi olmuyor.Kin,nefret ve hayal kırıklığı onu taş hale getiriyor.Taş kalpli kavramınında oluşumu böyle bir süreçte meydana geldi diyebiliriz.Sonraları o çok kızdığın robotlara benziyorsun sende.
    Aynaya bakma korkusu buda büyük bir korku,yüzleşmek,benliğinle olan hesaplaşman bundan hep kaçıyorsun.Ayna'ya bakıyorsun ama NEFSİN'le beraberken bakabiliyorsun,GERÇEKLER'le bakamıyorsun.Aynada sadece şunları görüyorsun.Ben ne kadar güzelim yada çirkinim,ne güzel gözlerim var,ne biçim ağzım var gibi eleştirilerden başka bir işe yaramıyor ayna.Asıl görme gereken nasıl olduğun,ne yaptığın,bunlar için şükretmen gerektiği fakat bunu neredeyse hiç yapmıyoruz.
    Yemek yiyoruz,uyuyoruz,boşaltım yapıyoruz afedersiniz ama hayvanlar gibi yaşıyoruz.Allah'ın bize verdiği beyni,hayvanlardan tek farkımız olan düşünme yeteneğimizi kullanamaz hale geliyoruz.Maymunlardan var olduğumuzu öne sürenlere zamanla katılmaya başladım.Maymunlardan var olmasak ta zamanla hayvanlaşıyoruz.
                           


                                                                              11.04.2010
                                                                         Zeynep Sena TUNA

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder